Davranış Sorunları / Çocuklarda Ruh Sağlığı

0
12

DOĞA: RUH SAĞLIĞININ ESKİ DOSTU YENİDEN KEŞFEDİLİYOR

Bundan bir kaç sene öncesine kadar çocuklardan bir resim çizmeleri istendiğinde hemen dağlar, güneş, ağaçlar, dereler çizmeye başlarlardı. Oysa şimdi, resimler daha çok canavar-yaratık-robot- ışın kılıcı-koruma kalkanı gibi temalar üzerinde odaklanıyor.

Yeni bir sendrom tanımlanmakta: “Doğa eksikliği bozukluğu”. Bu sendromun tanımı şu şekilde yapılmakta: İnsanın doğadan giderek uzaklaşması, duyu organlarına giderek daha kısıtlı sayıda uyaran ulaşması, dikkat sorunları ile bedensel ve duygusal rahatsızlıkların artması.

“Modern” toplumlarda büyüyen çocuklar, doğayla giderek daha az doğrudan temas kuruyorlar. Oysa, insan esasen doğanın bir parçası. Bu gerçek, ne yazık ki, daha çok bir hastalık ya da bir ölüm yaşandığında fark edilse de, insanın yeme-içme ihtiyacı, cinselliği, sahiplenme ve güçlü olma isteği, doğayı kendi ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürme isteği de, onun doğanın bir parçası olmasından kaynaklanıyor.

Doğa, çocuğun karşısına çok çeşitli şekillerde çıkabilir: Küçük bir bahçe, bir ağaç altı, kırlar, deniz kenarı, tepeler, dağlar. Doğa çocuğun önüne ne şekilde çıkarsa çıksın, çocuğa anne-babasından ayrı, çok daha eski ve büyük bir dünyanın kapılarını açar. Modern toplumlarda, her ne kadar ilginç hayvanat bahçeleri, botanik bahçeleri kurulsa da, çoğu ailenin çocuklarını buralara götürmek yerine alışveriş merkezlerine götürdükleri bir gerçek. Modern toplumlarda insanların yaşamlarının %95’i, insan eliyle yaratılmış ortamlarda geçiyor. Çocuklar zamanlarının büyük bir bölümünü dört duvar arasında, elektronik aletlere adıyorlar. Günümüz çocukları Pokemon kartlarındaki karakterleri, bitki ve hayvan isimlerinden daha iyi biliyorlar. Bu durumda, doğa çocuklar için giderek bir “bilinmez” e dönüşüyor ve korkutucu boyutlar kazanıyor. Doğadan soyutlanmak insanın duyusal algı yelpazesini giderek daraltıyor; deneyimlerin çeşitliliğini kısıtlıyor. Oysa, çocukların tıpkı iyi beslenmek, düzenli uyumak gibi doğanın da içinde olmaya ihtiyaçları var.

Doğanın ruh sağlığı üzerine nasıl bir etkisi var?

Son dönemlerde bu konuyla ilgili olarak yapılmış olan araştırmaların sonuçları ise hayli ilginç:

• Bu araştırmaların sonuçları kişinin zihinsel, bedensel ve duygusal sağlığı ile doğayla ilgili olumlu deneyimleri arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu göstermektedir.

• Şehir ortamı, bilinçli olmayan dikkati( trafik, ışıklı reklamlar, diğer insanlar) zorladığı kadar, bilinçli olarak odaklanan dikkati de zorlar. Doğadaki ortamlar ise, bilinçli olmayan dikkati çok daha az zorlar. Araştırmalar, bu nedenle doğada dikkat dağıtıcı unsurların şehre göre çok dah az olduğunu ve doğada geçirilen zamanın akademik alanda dikkati odaklamaya da yardımcı olduğunu göstermektedir. Doğa, zihinsel enerjinin yeniden depolanması için çok yararlıdır.

• Doğa, özellikle dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu ve çeşitli duygusal sorunları olan çocuklar için iyileştirici bir etkiye sahiptir.

• Doğa ile haşır neşir olmanın kişinin yaratıcılığını geliştirdiği bulunmuştur.

• Doğa içinde toplu olarak yapılan etkinlikler, kişi için çok doğal bir sosyal ortam yaratmakta, paylaşımları arttırmaktadır.

• Doğaya yakınlaşmak, kişideki engellenmişlik duygusunu, öfkeyi, hatta suça yönelimi azaltmaktadır.

• Doğayla bağın kopması toplumdaki depresyon oranını arttırmaktadır.

• Doğa içinde yapılan hafif sporlar, kişinin yeniden zinde olmasını daha az stres hormonu salgılanmasını sağlamaktadır.

• Doğa görüntüleri, şehir görüntüleri ile karşılaştırıldığında insan beyni üzerinde çok daha rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.

• Doğa içinde düzenli olarak yapılan yürüyüşler, metabolizmayı düzenlemekte, bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.

• Çocukların uzun süreler televizyon seyretmesi ve bu sırada abur cubur tüketmeleri, onların giderek daha kilolu olmalarına neden olmakta ve fiziksel sağlıklarını da tehlikeye sokmaktadır.

• Çocukların çok sıklıkla devam ettikleri yapılanmış bir spor eğitimi veren kuruluşlar, çocuklara çok organize bir şekilde hareket etme olanağı sağlasa da, kesinlikle çocukların açık havada, kendi hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını kullanarak oynadıkları oyunların yerini tutmamaktadır.

Doğaya yönelik zeka nedir?

Howard Gardner, sözel-dil, mantıksal-matematiksel, görsl-mekansal, bedensel-kinestetik, müzikal-ritmik, kişilerarası-sosyal ve kişinin içine dönebilmesi olarak tanımladığı yedi zeka alanına daha sonra doğayı kavrayabilme zeka alanını da eklemiştir. Doğasal zeka, bitkileri, hayvanları ve diğer doğa ile ilgili fenomenleri tanıyabilmek ve anlayabilmek olarak tanımlanmaktadır. Bu alanda sivrilen kişilerde görülen özellikler şu şekilde özetlenebilir:

• Görme, işitme, koku ve tat alma alanında duyuların çok gelişmiş olması

• Doğa olaylarını anlamak ve düzenlemek için bu becerilerini büyük bir rahatlıkla kullanabilme

• Dışarda olmaktan, bahçe, yürüyüş, doğa keşfi gibi etkinliklerden büyük keyif alma

• Çevrelerinde varolan, benzerlikler, farklılıklar, sıradışılıkları hemen fark etme

• Hayvanlara ve bitkilere aşırı derecede ilgi duyma ve ilgi gösterme

• Doğa ile ilgili kayıtlar tutma, koleksiyonlar yapma

• Doğayı televizyon, kitap, dergi, bilgisayar gibi çeşitli ortamlardan araştırma

• Doğada bulunan şeylerin özelliklerini çok çabuk öğrenebilme

Doğayla daha içiçe olmak için neler yapılabilir?

• Ortamı yeşillendirmek: Evde ve işyerinde kişinin göreceği bir saksı içindeki bir bitkinin, evin pencersinden görünen bir ağacın bile, kişinin ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu saptanmıştır. Yeşil ve aynı zamanda mavi, kişide olumlu duygular uyandırır, çünkü yaşam için vazgeçilmez olan beslenme ve suyu akla getirir ve özellikle dikkat verilmesini gerektirmez. Özellikle çiçeği olan salon bitkilerinin kişiyi sakinleştirdiği görülmüştür.

• Yürüyüş: Doğayı yaşamanın, doğanın tam içinde yer almanın en etkili yolu olarak yürüyüş önerilmektedir. Yürüyüş sırasında, kişi, doğanın sunduklarını tüm duyu organlarıyla, kendi yapısına uygun bir şekilde deneyimleyebilir. Oysa, yapay ortamlarda yapılan sporlarda, doğanın neredeyse hiç rolü yoktur; kişi sadece kendi bedenine odaklanmıştır. Doğa içinde yürüyüş yapanlar, bu seçimlerinin nedenleri arasında, doğanın sessizliğini ve doğaya özgü doğal sesleri, manzaraları ve kaynak sularını göstermektedirler. Doğa yürüyüşlerini sevenler, yürüdükleri parkurlarda doğanını değişkenlik göstermesinden, yürüyüşten sonra verilen molalardan da büyük keyif aldıklarını belirtmektedirler. Ancak, burada bahsi geçen doğa, pek de tehlikeli olmayan, biraz “bakımlı” ve romantik özellikleri olan bir doğadır. Vahşi doğa hala bir çok kişi için korkutucudur ve bu nedenle de rahatlatıcı değildir.

• Bahçecilik: Bahçe, kişi için yaşamı ve değişimi doğrudan ulaşılabilir hale getirir. Bitkiler, kişiyi canlı olmanın her haliyle daha tanışık hale getirir: Büyüme, kendini geliştirme, olgunlaşma, yaşlanma ve ölüm. Bahçe ile uğraşmak, sadece doğadaki değişimleri uzaktan seyretmek şeklinde pasif bir yaklaşım olabileceği gibi, bahçeyi oluşturmak ve bakımını üstlenmek gibi çok daha aktif bir şekilde de olabilir. Uzmanlar, kişinin bahçe işleriyle ilgilenme şeklinin onun karakterini yansıttığını belirtmektedirler. Bahçe ile uğraşmak, kişinin kendini etkin ve kontrolde hissetmesini sağlar. Bunun dışında bitkilerin isimlerini, özelliklerini, dikildikleri zamanları hatırlamak, kişiyi zihinsel olarak da zinde tutar. Bahçe işlerinin kişiyi hemfiziksel hem de duygusal olarak rahatlattığı görülmektedir. Dikkat eksikliği, motivasyon eksikliği, kendilik değerindeki düşüklük, öfke gibi sorunları olan kişiler için bahçe ile uğraşmak özellikle tavsiye edilmektedir. Anne-babaların olanakları ölçüsünde oluşturacakları bir bahçenin oluşum ve bakım aşamalarına çocuklarını da dahil etmeleri çocuklar üzerinde de benzer olumlu etkiler göstermektedir.

• Bunların dışında anne, baba ve çocuğun yaratıcılıklarını kullanarak doğanın içinde yer alabilecekleri, hayvan beslemek, deniz kenarına gitmek gibi sayısız aktivite yaratılabilir.

Hem yetişkin hem çocuk, her yaştan insanın kendini yüzde yüz ait hissedeceği yer doğadır. Şehir yaşamı içinde, kendi özünden uzaklaşan, yapay uyaranlara ve eğlencelere mahkum olan çocuklara, doğa içinde kendi özlerini ve dengelerini bulmalarına yardımcı olmak, anne-babalara düşen önemli bir sorumluluktur.

Beyaz Psikoloji

Klinik Psikolog

Seniz Pamuk

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir