Cuma, Eylül 24, 2021
More

    SON EKLENENLER

    Türk Kadını Kimin İçin Süslenir!

    “Beneath the Skin of Beauty” adlı araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.

    Beneath the Skin of Beauty” adlı araştırma güzellik anlayışı ile ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. 20 ila 60 yaş arasında değişen 10.000 kişiyle yapılan araştırmada genel olarak “Görüntünüzden memnun musunuz?” ve “Genç kalmak için hangi yollara başvuruyorsunuz?“sorularına cevaplar arandı.

    Araştırma katılımcıların ortalama %60’nın başkaları için değil kendi öz güvenleri için güzel görünmek istediklerini gösterdi. Tüm katılımcılar güzelliğin altın çağının 20’li yaşlarda yaşandığını kabul ederken 20’li yaşlardaki katılımcıların kendi görüntülerinden memnun olmadığını ve özellikle de ünlü kişilere benzeme arzularını ortaya koydu.

    Beneath the Skin of Beauty” araştırması kapsamında yüzde yaşlanmaya sebep olan faktörler sorulduğunda katılımcıların neredeyse %50’si güneş sigara kötü beslenme ve stres cevabını verdi. Katılımcıların %50’si illa genç bir yüz yerine parlak ve diri bir cilt istediğini belirtti.

    Fransızlar partnerleri için güzelliklerini korumak istiyorlar..

    Araştırmada Fransız kadınlarının büyük çoğunluğu partnerleri için güzelliklerini korumak istediklerini söylerken İngiltere’de erkeklerin İngiliz kadınlarına oranla daha fazla görüntülerine önem verdiği ortaya çıktı. Tüm katılımcılar güzelliklerini koruma konusunda uygulayacakları tekniklere 30’lu yaşlarında başladıklarını söylediler.

    Türkiye’de kişisel bakım ürünleri az kullanılıyor..

    Araştırmayı Türk hekimleri de yorumladı ve benzer tespitleri Türk kadınları için yaptılar. Dr. Alparslan Topçu “Türkiye’de hastalarımızın kozmetik işlemlere başlama yaşı genelde 35’den sonra. En sık başvurma nedeni ise göz çevresi ve alınlarda kırışıklık şikayeti. Türkiye’de yaşlanmaya neden olan faktörler arasında özellikle son 10 yılda bilinçsiz solaryum uygulaması korunmasız güneşe maruz kalma sigara kullanımı ve ailesel etkenler. Hastalar genelde aynaya baktıklarında görünümlerini beğenmedikleri partnerlerinin beğenisini arttırmak ve sosyal çevresindeki arkadaşlarının öneri ve telkinleri sonrası bu tür yöntemlere başvuruyor. Hastalarımızın çoğu 20’li yaşlardaki görünümü daha parlak ve lekesiz bir cilt istekleri ile bize geliyor. Türkiye’de kişisel bakım ürünlerinin az kullanımına paralel olarak kozmetik uygulamaların oranı da Avrupa ülkelerinin çok gerisinde“dedi.

    Dr. Burak Başarır ise araştırmayı şu şekilde yorumladı: “Türk kadınlarının da başvuru sebebi yorgun sağlıksız veya üzgün ifadelerinin parlaklık tazelik ile değiştirilip kırışıkların azaltılması fakat en önemlisi yapılan işlemlerin asla fark edilmemesi. Başvuran hastalarımızın önemli bir bölümü işlem sonucunu gördükten sonra keşke daha önce yaptırsaydım yorumunu yapıyor. Bu kişilerin çoğu aynı zamanda kilolarına dikkat ederken saç el ve ayak bakımları da ihmal etmiyor. 20’li yaşlarda yapılan başvuruların büyük bölümü dudak volümü ile ilgili veya cerrahi olarak çözülebilecek konular.

    60 yaş grubundaki kişilerin hiçbiri pürüzsüz kırışıksız bir görünüş talep etmiyor sadece görünen kırışıklıkların hafifletilmesini veya azaltılmasını fakat yaşının gereğine uygun bir görünüme tezat oluşmamasını arzu ediyor. Erkeklerin bu konuya ilgisi giderek artmakla birlikte asla İngiltere veya diğer Avrupa ülkeleri seviyesine yakın değil toplumun erkek kesiminde yıllar önce diyet ve fit olma konseptine olduğu gibi ciddi bir önyargı var.

    Türk kadınları önce kendileri için bakımlı olmak istiyor..

    Türk kadınlarının büyük bölümü öncelikle kendilerini daha iyi hissetmek için veya yakın arkadaşı tavsiye ettiği için tedavilere yöneliyorlar ve bunu en yakın arkadaşları dışında kimse ile ve özellikle eşleri ile paylaşmıyorlar. Yüzdeki parlaklık ve tazelik için aldıkları olumlu tepkileri krem bakım spor gibi bahanelerle geçiştiriyorlar dolayısıyla reklam yapmıyorlar.

    Başlama yaşı 30’lu yaşların ikinci bölümü ve geç başlayanların büyük bölümünün bilgi eksikliği nedeniyle tereddüt ettiğini anlıyoruz. Bu konuda yazılı sanal ve görsel medyada çıkan eksik ve yanlış bilgiler insanların ihtiyaçlarını kırışıklıklarını fark etmelerine rağmen anti-aging amaçlı enjeksiyonlara ve tedavilere yönelmelerini engelliyor. Bu grubun ikna olması yakın arkadaşlarından birinde gözlemlediği olumlu sonuçlar sonrasında olabiliyor.

    Sayısal olarak yaptırmak isteyen ve ekonomik olarak yaptırabilecek kişi sayısı çok daha fazla olmasına rağmen oransal olarak bu tedavilere yönelenlerin hala çok düşük kaldığına inanıyorum.

    Bununla birlikte yurtdışından işlem yaptırmak için gerek Türk gerekse yabancı uyruklu başvurularda artış gözlemleniyor. Yüzde anti-aging işlemlerini yaptırmayı düşünen kişileri öncelikle yapan kişiyi sorgulamaları (mutlaka işlemi yapmaya yetkili doktor olmalıdır) sonrasında da uygulanacak ürünler konusunda bilgi istemeleri ve ürünün markasına dikkat etmeleri konusunda uyarmak isterim.”

    Latest Posts

    KAÇIRMAYIN